Dilimiz geniş anlamda ural-altay dil öbeğine bağlı Türk dil topluluğudur.Türk dili ya da lehçelerinin çok çeşitli kolları vardır.Geçmişte göçmen olarak yaşadığımız için gittiğimiz yerlerde dilimizi yaymışız.O yerlerde bulunan insanların telaffuzuna göre de lehçeler oluşmuştur.Bu lehçeler Çin sınır olmak üzere avrupaya kadar uzanarak değişiklik göstermiştir.
Türkçenin tarihsel gelişimi dil bilimciler tarafından 7 kısımda incelenmektedir:
1.Altay dönemi
2.En eski Türkçe dönemi
3.İlk Türkçe dönemi
4.Eski Türkçe dönemi
5.Orta Türkçe dönemi
6.Yeni Türkçe dönemi
7.Modern(Çağdaş) Türkçe dönemi
İlk 3 dönem hakkında,elde herhangi bir yazılı kaynak bulunmadığı için, fazla bir şey bilinmemektedir.Eski Türkçe Dönemi(6.-10. yüzyıl)Orhun ve yenisey yazıtları ile eski Uygurcayı kapsar.Orta Türkçe dönemi(11.-15. yüzyıl) İslam kültürüyle ilişki kurulduğu veyazı dilinin,arapçadan etkilenerek kurulduğu dönemdir.Bu dönemde Türkçe "Doğu Türkçesi" ve "Batı Türkçesi" diye iki ana kolda gelişmeye başlar(13. yüzyıl)başlar; doğu Türkçesinin temeli Çağatayca, Batı Türkçesinin temeli ise Oğuzcadır.Yeni Türkçe, Türkiye Türkçesinin 15.-20. yüzyıllar arsındaki gelişim dönemini ve Çağdaş Türkçe de 20. yüzyılın başından günümüze kadar olan gelişim
dönemini kapsar.
KARAMANOĞLU MEHMET BEY
Karamanoğlu Mehmet Bey Karamanoğulları'nın ikinci Beyi Kerim’üd-din Karaman’ın oğludur. Doğum tarihi belli olmayıp ölümü 1280’dır. Mehmet Bey askeri ve idari yönden bilgili bir devlet adamı idi. Bilim adamlarını etrafına toplayıp onlara büyük önem vermiştir. XIII.yüzyıl ortalarında Selçuklular, edebi dil olarak Farsçayı, devlet işlerinde Arapçayı kullanırlardı. Halk ise öz dilleri olan Türkçeyi kullanıyordu. Mehmet Bey millet olarak birlikte yaşamanın ilk şartı olan dil birliğinin sağlanmasının gerekliliğine inanıyordu. Bu birliği gerçekleştirmek için Toroslar üzerinde yaşayan bütün Türkmen boylarını çevresinde toplayarak bir ordu oluşturdu.
"Bugünden geru divanda, dergahta, bergahta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır." 13 Mayıs 1277
Üzerine gönderilen Selçuklu ve Moğol kuvvetlerini büyük bir yenilgiye uğratarak Konya’ya girdi. Burada yaşayan Selçuklu Türkleri Karamanoğulları ile birlik oldular.
Kısa zamanda Konya vilayeti ve bazı çevre iller Karamanoğullarının hakimiyeti altına girdi। Daha sonra Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus’un oğlu Gıyaseddin Siyavuş’u başa geçiren Mehmet Bey’in kendisi de vezir oldu. İlk önceleri Moğol baskısına başarı ile karşı koymasına birçok kere galip gelmesine rağmen, daha sonraki çarpışmaların birinde iki kardeşi ile beraber şehit düşmüştür. İdareciliği sırasında Türkçeyi resmi dil olarak ilan eden fermanını vermiştir. Bu fermanda “Bugünden sonra divanda, dergahda ve bargahta, mecliste ve meydanda Türkçe’den başka dil kullanılmayacaktır.” diyerek siyasi ve askeri bir zafer değil aynı zamanda kültürel bir zafer kazanmıştır.
TÜRKÇEMİZ YOZLAŞMASIN
Güçlünün zayıfı ezdiği şu dünyada, bizde güçlüydük bir zamanlar. Hem de gemileri karadan yürütüp, yapılamaz denileni yapacak kadar büyüktük. Zafere doymak için günlerce aç, susuz kalacak kadar da kahramandık. Biz de güçlüydük ama kimseyi ezmedik. Daha da güçlenebilmek için başkalarını kullanıp kendimizden nefret ettirmedik. Ancak onlar bu işi böyle yürüteceklerini güçlenmeye başladıklarında göstermişlerdi. Güçlü olabilmek için insanları ezdiler, onları vaatler vererek kendi bildikleri yolda hayâsızca öldürdüler. Masum insanlar, onlara hiç sezdirmeden kendilerine bağımlı hale getirdiler. Kültürlerini yok ettiler, dillerini yozlaştırdılar, onları aşağılık duygusunun içine atıverdiler kendi çıkarları uğruna.
Bize de saldırıyorlar. Dilimizi, kültürümüzü hatta dinimizi bile yozlaştırdılar, bize fark ettirmeden. Hala devam ediyorlar bencillikleriyle insanların benliklerine saldırmaya. Milletimizin var oluşundaki en büyük etmen olan yüzyıllardır süregelmiş ülkemizin resmi dili güzel Türkçemizdir. Bu güne kadar birçok farklı dilden kelimeler girerek dilimizi yozlaştırmıştır, yozlaştırmaya devam edecektir de biz önlem almazsak. Eğer ki; ülkemizi, benliğimizi, kültürümüzü ve milletimizi seviyorsak dilimizi bu yozlaşmalardan korumalıyız. İlk hedefimiz, daha fazla yabancı kelimenin dilimize girmesine dur demektir. Bunu başarabildikten sonra dilimizin içindeki yabancı kelimeleri çıkartıp, sadeleştirebiliriz. Hepimiz bu konuda çok hassas davranmalıyız.
TÜRKÇESİ VARKEN,
Popüler: sevilen
Crazy: çılgın
Avantaj: fırsat
Pozitif: olumlu
Negatif: olumsuz
Sosyal: toplumsal
Alternatif: seçenek
Egoist: bencil
Problem: sorun
Refleks: istem dışı
Natürel: doğal
Egzersiz: alıştırma
PC: KB(kişisel bilgisayar)
Tekstil: dokuma
Adisyon: hesap
Büro: yazıhane
Moda: tarz, biçim
Büyük: mega
Küçük: mikro
Oley: yaşa, var ol
Torba: poşet
Plaza: iş hanı
Platform: alan
Operasyon: harekât
Logistik: taşıma, nakil
Prestij: itibar, saygınlık
KARAMANOĞLU MEHMET BEYİ ARIYORUM GÖRENİNİZ, BİLENİNİZ, DUYANINIZ VAR MI?
Bir ferman yayımlamıştı;
Bu günden sonra divanda, dergâhta, bargâhta,
mecliste, meydandaTürkçeden başka dil konuşulmaya
diye,Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını,Çarşıyı, pazarı köyü,
şehri Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim,
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,Gördüklerine,
duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın demo, sunucunun spiker,Gösteri adamının showman,
radyo sunucusunun discjokey,
Hanımağanın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?
Dükkânın store, bakkalın market,
torbasının poşet,Mağazanın süper, hiper, gros market,
Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?
İlân tahtasının billboard, sayı tabelâsının skorboard,
Bilgi alışının birifing, bildirgenin deklârasyon,
Merakın uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?
Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,
Beldelerin girişinde wellcome,
Çıkışında, good-bye okuyanınız var mı?
Korumanın, muhafızın body-guard,
Sanat ve meslek pirlerinin, duayen,İtibarın,
saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?
Seki’nin, alanın platform, merkezin center,
Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,
Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?
İş hanımızı plâza, bedestenimizi galleria,
Sergi yerlerimizi center room, show room,
Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın fast-food,
Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde,
Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,
Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?
Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,
Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,
Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk diyeniniz var mı?
Mesireyi, kır gezintisini picnic,
Bilgisayarı computer, hava yastığını air-bag,
Pekâlayı, oluru okey diye söyleyeniniz var mı?
Çarpıcı, önemli haberler flash haber,
Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,
Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?
Vırvırık dağının tepesindeki köyde,
Cafe-show levhasının altında,
Acının da acısı, nes-kaaave içeniniz var mı?
Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,
Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,Özün, el diline özendiğine içi yananınız var mı?
Masallarımızı, tekerlemelerimizi, atasözlerimizi unuttuk,
Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik
Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey i arıyorum,Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı....
Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?
Yusuf YANÇ
23 Ocak 2008 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)